BATI TRAKYA-ATILIM

    Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.....

-Seçimler ve gelecek.(Gregory Wilpert)   
Liberal demokrasilerin çoğunda seçimi kaybeden adayın yenilgiyi kabul etmesi sıradan bir olaydır. Ama Venezüella’da durum değişik. Chavez 2000 yılında tekrar seçildiğinden beri, yalnız bir kere, seçimi kaybeden kişi yenildiğini kabul etti. Yani, Venezüella’da, Chavez ilk seçildiği zamandan beri karşıtları -ülkenin geçmiş iktidar seçkinleri- yenilgiyi asla kabul etmediler. Kendilerinin seçimi kaybetmediğini, Chavez’in meşru bir başkan olmadığını iddia ettiler.

Seçim sonuçlarına ilk ret 2002’de hükümet darbesi girişiminden sonra oldu. Muhalefet hükümet darbesi yapılmadığını, olanları “iktidar boşluğu”nun yarattığını, olayı kendi gücünü arttırmak için Chavez’in kendisinin ayarladığını iddia etti. Sumate direktörü Maria Corina Machado ve muhalefetin başkan adayı Manuel Rosales gibi muhalefetin önde gelenlerinde ancak aradan dört yıl geçtikten sonra, ülkenin bütün demokratik kurumlarını yok eden darbe kararnamesini imzaladıklar için utanç belirtileri görüldü. Sorumluluklarını açıkça kabul etme yerine, belgenin ne olduğunu bilmeden imzaladıklarını, yahut imzaladıkları belgenin darbe başkanı Pedro Carmona’nın yemin törenine katılanların “imza kağıdı” olduğunu sandıklarını söylediler.

Bundan sonra, iki ay süreyle ülkeyi felç eden (Aralık 2002’den 2003 Ocak sonuna kadar) petrol endüstrisi lokavtından sonra, bundan sorumlu muhalefet liderleri Carlos Ortega, Carlos Fernandez ve Juan Fernandez yaptıkları işin ülkeye verdiği korkunç zararı ve sorumluluklarını kabul etmeden ülkeden kaçtı.

Daha sonra, 2004 yılında Chavez’i düşürmek için yapılan referandumun ardından, muhalefet, yenilgiyi kabul etmek yerine, elinde hiçbir kanıt olmadan, referandumda yolsuzluk yapıldığını öne sürdü. Destekçilerinin büyük bir kısmı sonuçta muhalefetin ne kadar hatalı ve sorumsuzca hareket ettiğini fark etmeye başladı. Referandumdan sonra sağı destekleyenlerin oranı %30-40’dan %15’e kadar düştü.

Gösterdikleri bu sorumsuzluk yetmezmiş gibi, muhalefet, Aralık 2005’te Ulusal Meclis seçimlerini boykot ederek daha büyük bir gaf yaptı. Uluslararası gözlemcilerin verdiği seçimlerin adil ve açık olduğu güvencesine rağmen, aksini iddia ederek seçimlere gölge düşürmeyi umuyorlardı. Planları ters tepti ve sonuçta yeni ve uluslararası tanınan mecliste bir tane temsilcileri bile kalmadı. Bu başarısız sonuç için de liderlerden hiçbiri sorumluluk kabul etmedi.

Rosales de bu seçimde yenilgisinin sorumluluğunu tam kabullenmiş değil. Ama yenilgiyi kabul etmesi bile çok önemli; çünkü bu 1998 yılından beri ilk defa olarak muhalefetin Chavez’i meşru olarak seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak tanıdığı ve ülkede muhalefete yaygın destek olmadığı anlamına geliyor. Onlarca yıl ülkenin bütününü temsil ettiğini zanneden ve buna göre mantık yürüten politik bir sınıf için en sonunda yenilgiyi kabullenmesinin önemi çok; çünkü Venezüella politikasında yeni bir dönem başlıyor olabilir; karşıtların birbirlerinin meşruluğunu tanıdığı bir dönem.

Venezüella nereye gidiyor?

Chavez ve yandaşları halktan tam yetki alarak (rakibini % 26 oy farkla geçerek) iktidara geldiğinden ve muhalefet de daha “normal” hareket etmeye başladığından, Bolivar Devrimi artık 21inci Yüzyıl Sosyalizmini gerçekleştirmeye başlayabilir. Chavez seçimi kazandığı takdirde devrimi daha “derinleştireceğini” defalarca açıklamıştı. Ama bu tam olarak ne demek oluyor?

Son zamanlarda İngilizce yayın yapan sıradan basında, Venezüellalı varsıllarının Chavez devrinde durumunun ne kadar iyi olduğu ve petrol zenginliğinden ne kadar çok yararlandıkları hakkında yazılar çıkmaya başladı. İma edilmek istenen Chavez’in lafta sosyalist olduğu, ülkenin kapitalist sınıfına yarayan sermaye yanlısı politikalar izlerken, sadece sosyalizmden konuştuğuydu.

Hükümetin yaptığı işleri dikkate almadan Venezüella’nın bu şekilde bir tanıtımının yapılması, sadece hükümeti gözden düşürme çabasının yeni bir örneği. Son üç yıldır ekonominin yılda ortalama %10 kadar büyümesin ülkede tüketim bolluğu yarattığı ve bundan varsılların da yararlandığı şüphesiz. Ama istatistikler son üç yılda yoksulluğun da %55’ten %33’e düştüğünü, yoksulların da yeni bolluktan yararlandığını gösteriyor. Yalnız varsılların durumuyla ilgilenmek Venezüella’daki üretim tarzının hala çoğunlukla kapitalist olduğunu gösteriyor ama devlet ve ekonominin dönüştürülmesinde Chavez hükümetinin ne kadar yol aldığını ve bu yeni dönemde ne kadar daha ileri gideceğini göstermiyor.

Venezüella’nın politik ve ekonomik sistemi hala kısmen kapitalist ve liberal demokratik olduğu halde, son sekiz yıl içinde önemli değişiklikler oldu. Öncelikle, Chavez hükümeti uzun zamandan beri devam eden ekonominin neo-liberalleşme eğilimini tersine çevirdi ve Venezüella’da parasız ve herkese açık eğitim ve sağlık bakımı hizmetlerini başlattı. Bu bile bir anlamda devrim sayılabilir; çünkü Venezüella’nın eski hükümetlerinin sosyal hizmetleri yok etme politikasından tamamen geri dönüş.

Mission Rilas (liseyi dışarıdan bitirme), Mission Sucre (Üniversite bursu), Mission Mercal (indirimli gıda marketleri), Mission Barrio Adentro (mahalle sağlık ocakları) gibi sosyal programlar (toplam 18 tane) yürüten sosyal devlet politikaları ülkedeki yoksulların yaşam standardını yükseltmeye yardımcı oldu. Yoksulluk henüz ortadan kalkmış değil, acil halledilmesi gereken bir sorun olarak devam ediyor ama bu sosyal programlar sayesinde yoksulların sıkıntısı azaldı ve Chavez seçimi kazandı.

Sosyal programlara ilaveten hükümet aynı zamanda devleti ve ekonomiyi kökten dönüştürmeye yönelik politikalar da izliyor. Chavez hükümetinin izlediği politikalar sonucu, kentsel toprak reformu, sağlık, mahallelerde enerji komiteleri gibi binlerce yerel örgüt kuruldu. Geçen yıl bütün bu yerel örgütler toplumsal konseylerde kurumlaştırıldı. Konseyler aynı zamanda mahalleleri geliştirme projelerine devletten yardım sağlama işlerini örgütlüyor. Hükümet şimdiye kadar bu toplumsal konseylere doğrudan doğruya 1 milyar dolara yakın para verdi. Yerel örgütlenmenin potansiyel olarak politik sistemi dönüştürmesi olası çünkü yerel konseyler, şimdi var olan temsilciler iktidarına karşı paralel bir güç yapılandırabilir. Böyle bir güç yapısı zamanla vatandaşların isteklerinin tartışılacağı ve politikaların ortaya çıkacağı etkili bir forum olabilir. Bir başka deyişle, Venezüella belki, bazı politik kuramcıların aradığı “istişari demokrasi”yi gerçekleştirebilir.

Ülkenin ekonomisini dönüştürmeye gelince, Chavez hükümeti 100,000’den fazla kooperatif kurulmasına önayak oldu. Bu kooperatifler öteki yönetimden öz yönetime geçişi gösteriyor. Buna ilaveten, bir düzineden fazla batık fabrika işçilerin denetiminde işlemeye açıldı ve özyönetim geleneksel işletmelere de yayılıyor. Böyle uygulamalar daha adil bir gelir dağıtımı ve daha anlamlı işyerleri yaratıyor.

Hükümetin kentsel ve kırsal alanlarda toprağı yeniden dağıtması da ülkede eşitsizliği azalttı. Son dört yılda 130,000’den fazla aileye (aşağı yukarı bir milyon Venezüellalı) iki milyon hektardan fazla toprak dağıtıldı. Kentsel alanlarda da yüz binlerce aileye kaçak inşa ettikleri gecekondularının tapusu verildi, konut durumu dengelendi.

Sosyal yardım programlarını başlatmak, gelir dağıtımını yeniden düzenlemek, işletmelerde özyönetim uygulamaya başlamak, Venezüella’da hala ekonomik refahtan yararlanan bir üst sınıf ve petrol endüstrisine bağımlı bir ekonomi olsa bile, ülkenin dönüştürülmesinde önemli bir adımın atılmış olduğunu gösteriyor.

Venezüella’nın bu yolda devam edip “21inci Yüzyıl Sosyalizmi” adını hak eden bir sistemi yaratacak mı, önünde duran iki takım engeli başarı ile yenmesine bağlı. Birinci engel dış kaynaklı; Chavez’i hangi yolla olursa olsun yenmeye azmetmiş bir muhalefet ve ona her konuda yardıma can atan Bush hükümeti. Ama Venezüella’da politikanın “normalleşmesi” nedeniyle bu engeller, hiç olmazsa yakın gelecekte, fazla sorun olmayacağı umudunu veriyor. Bush hükümeti, hiç şüphesiz, Venezüella’yı dünyada yalnızlığa itmeye ve ülkede çalkantı yaratmağa çalışacak ama bu çabalar, muhalefetin çabaları gibi, şimdiye kadar pek başarılı olmadı.

İkinci takım engeller -iç engeller- şu anda daha ciddi sorunlar yaratıyor. Adam kayırma, iltimas, yolsuzlukların hala devam etmesi ve hareketin Chavez’e olan bağımlılığı büyük engeller. Kökü Chavez hükümetinin öncesine dayanan adam kayırmacılık ve yolsuzluğun sürekliliği Bolivar projesini yozlaştırıyor ve bu durum sırf eski politik ve ekonomik sisteme benzemeye başladığı için halkın tepkisini çekip, reddedilebilir. Bolivar projesinin Chavez’e devam eden bağımlılığı demokrasiyi ve hareket içinde tartışmayı engelliyor (çünkü projeye destek Chavez’e verilen kayıtsız şartsız destekle şartlandırılıyor). Chavez’in cumhurbaşkanı seçilme hakkının iki devreyle kısıtlanması kuralının kaldırılmasını düşündüğünü açıklaması eğer gerçekleşirse, bu hareketin bağımlılığını daha çok arttırır. Şu anda Venezüella’da Chavezsiz bir 21inci yüzyıl sosyalizmi düşünülemez ama bu ilelebet böyle olmamalı.

Bir dereceye kadar Chavez hükümetinin bu iç sorunların üstesinden gelmesi, dış sorunlarla baş edebilmesine bağlı. Yani, muhalefet ve Bush hükümeti anayasaya ve halkın iradesine karşı yöntemlerle Chavez’i devirmeye uğraştığı sürece, Chavez hareketi içinde iç sorunlarıyla uğraşmak dürtüsü azalacak. Ama, muhalefet politikaya normal bir şekilde katılmaya kararlıysa, o zaman Chavez hareketi iç sorunlarına daha rahat karşı koyabilir.

Neyse ki Chavez’in gelecek yılın en önemli girişimlerinin yolsuzluğu önlemek ve kamu idaresini düzenlemek için yeni bir birleşik parti kurulacağını açıklaması umut verici bir haber. Böyle bir parti Chavez’e sadece seçim kazandırmaktan daha fazla işe yarar. Bu arada, uluslararası dayanışma da dış engelleri geri tutabilir.

[Venezuelanalysis’den Latinbilgi için Emine Kunter tarafından çevrilmiştir]