BATI TRAKYA-ATILIM

    Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.....

-Filistinli Mandela.(Uri Avnery)
Filistin bölgelerinin Gazze Şeridi'nde 'Hamasistan' ve Batı Şeria'da 'Fetihistan' olarak bölünmesi bir felaket. Filistinliler için bir felaket, barış için bir felaket ve bu nedenle aynı zamanda İsrail için de bir felaket. Ancak İsrailli siyasi ve askeri liderler, 'Filistin için kötü olan, İsrail için iyidir' doktrinine göre bu bölünmeden dolayı mutlular.

Filistinliler bu ayrılmanın üstesinden gelebilecekler mi? Görünüşe göre bu şansları gün geçtikçe daha da azalıyor. Bu iki parti arasındaki uçurum gittikçe daha da genişliyor. Batı Şeria'da Devlet Başkanı Mahmut Abbas liderliğindeki Fetih halkı, Hamas'ı İran'ı taklit eden ve İran tarafından yönlendirilen fanatik bir çete olmakla suçluyorlar. Hamas halkı da Abbas'ı işgalcilerle anlaşma yapan Filistinli Mareşal Petain olmakla ve işbirlikçiliğin güvenilmez eğilimine doğru kaymakla suçluyorlar.

Fakat Ramallah'ta yapılan özel bir sohbette bir isim giderek daha sıklık ile gündeme geliyor: Mervan Barguti. 'O anahtarı elinde tutuyor' diyorlar, 'hem Fetih-Hamas hem de İsrail-Filistin çatışmasının.î Kimileri Mervan'ı Filistinli Nelson Mandela olarak görüyor. Görünüşe bakılırsa ikisi hem fiziksel hem de yapı olarak çok farklılar. Ama ortak yönleri de çok.

Her ikisi de hapishanenin demir parmaklıkları arkasında iken ulusal kahraman oldular. Her ikisi de terörizmle suçlandılar. Her ikisi de sert mücadeleyi destekledi. Mandela, Afrika Ulusal Kongresi'nin 1961 yılındaki beyaz sivillere karşı değil ama ırkçı yönetime karşı silahlı mücadeleye başlama kararını destekledi. Cezaevinde 28 yıl kaldı ve özgürlüğünü 'terörizmi' kınayan bir açıklamayı imzalayarak almayı reddetti. Mervan, Fetih'in Tanzim örgütünün silahlı mücadelesini destekledi ve birkaç kez hayat boyu hapse mahkum edildi.

Fakat her ikisi de cezaevine girmeden önce de barış ve uzlaşma taraftarıydı. Barguti'yi ilk kez 1997 yılında Bill'in yakınlarındaki köyde yapımına yeni başlanan Modiin-İllit yerleşim yerine karşı Harbata'da yapılan Gush Shalom gösterisine katıldığında gördüm. Beş yıl sonra yargılanması sırasında biz adliyede şu sloganla gösteri yaptık: 'Barguti cezaevine değil, görüşme masasına!î

Geçen hafta Ramallah'ta Mervan'ın ailesini ziyaret ettik. Fatma Barguti ile ilk kez Yaser Arafat'ın cenaze merasiminde karşılaşmıştım. Yüzü gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Bu kez soğukkanlı ve sakindi. Fatma Barguti bir avukat ve üçü erkek, bir kız olmak üzere dört çocuk annesi. Çocuklarından en büyüğü Kasım, şu anda yargılama olmadan bir buçuk yıldır cezaevinde bulunuyor. Fatma Barguti ise onu ziyarete izin verilen birkaç kişiden biri. Avukat olarak değil, sadece yakın akraba olarak ki bu şart anne-baba, eşler, kardeşler ve 16 yaşın altındaki çocukları kapsıyor.

Şu anda İsrail hapishanelerinde 11 bin Filistinli mahkum var. Ortalama yakın akraba sayısını beş sayarsak, bu da 55 bin potansiyel ziyaretçi yapıyor. Bunların hepsinin her ziyaret için izne ihtiyacı var ve birçoğu 'güvenlik gerekçesi' ile reddediliyor. Fatma'nın da her defasında izne ihtiyacı var ki bu izin İsrail içinde hiçbir yerde durmadan, sadece doğrudan cezaevine gitmek ve geri dönmek için veriliyor. Üç erkek çocuğu 16 yaşını geçtiğinden bu yana babalarını görme izinleri yok artık. Sadece küçük kızı onu ziyaret edebilir.

Filistin kamuoyunda Mervan Barguti'den daha sevilen biri yoktur. Bundan dolayıdır ki hapishanede olduğu zamanki Mandela'ya benzer. Bu otoritenin kaynağını açıklamak zor. Fetih hareketi altüst olduğundan ve bu harekette net bir hiyerarşi olmadığından, bu O'nun Fetih'deki üst düzey pozisyonundan kaynaklanmıyor. O köyünde gösterişsiz bir aktivist olmasından bu yana kişiliğinin katıksız gücüyle örgüt içinde yükseldi. Bu gizemli olay, karizma olarak adlandırılıyor. O, dış işaretlere bağlı olmayan mütevazi bir otorite saçtı.

El Fetih ve Hamas arasındaki savaş kötülüğü ona dokunmadı. Hamas ona saldırmamaya dikkat etti. Tam tersi onlar, esir alınan asker Gilad Shalit için mahkum değişimi listesi önerdiklerinde, Fetih lideri olmasına rağmen Mervan Barguti listenin başındaydı. Diğer örgütlerin hapsedilmiş liderleri ile birlikte ulusal birlik olarak adlandırılan 'mahkumların belgesini' yazan da odur. Bütün Filistinli fraksiyonlar tarafından belge onaylandı.

Son seçimlerde konuştuklarım Hamas'ın oyların yüzde 35-40'ını alacağını ve böylece hareketlerinin meşruluk kazanacağını umduklarını söyledi. Çoğunluğu aldıklarında tamamen şaşırdılar. Bu sonuçla ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Hazır bir planları yoktu. Birleşik bir hükümette ısrar etmek yerine hükümeti tamamen Hamas üyelerinden oluşturmaları onların yanlışıydı. Onlar uluslararası ve İsrailli tepkilerini yanlış değerlendirdiler.

Mervan Barguti'nin taraftarları özeleştiri yapmaktan çekinmediler. Onların görüşlerine göre Fetih, Gazze'de olanlardan dolayı suçsuz değildi. Örgüt, Hamas liderleri tutuklandığında ve aşağılandığında akıllıca davranmadı. Örneğin, Hamas hükümetinin Dışişleri Bakanı Mahmut el Zahar'ı tutukladılar, sakalını kesip, onu ünlü Mısırlı kadın dansözün adıyla çağırarak aşağıladılar. Bunun nedenlerinden biri El Zahar'a ve Fetih içindeki arkadaşlarına duyulan yakıcı nefretti.

Barguti'nin takipçileri İsrail'in barışa ihtiyacı olduğu kararına varması ile onun doğru zamanda cezaevinden çıkacağına ve uzlaşma için merkez rol oynayacağına inanıyorlar, tıpkı Güney Afrika'nın beyaz yöneticileri ırkçılık rejiminin artık sürdürülemeyeceği sonucuna vardıklarında Mandela'nın cezaevinden çıkarılması gibi. Benim hiç şüphem yok ki İsrailli barış güçlerinin Barguti'nin bırakılması için büyük bir halk kampanyası başlatmaları gerekiyor.

Bu süre içinde ne olacak? Filistinlilerin tarafında Ehud Olmert'in bir barış anlaşması sonucuna varacağına ve bunu tamamlayacağına inanan kimseyi bulmak çok zor. Yine Kasım ayında yapılması beklenen 'uluslararası toplantı'nın herhangi bir sonuç getireceğine inanan kimseyi de bulmak zor. Filistinliler inanıyor ki, bu saygınlığı dramatik bir şekilde düşen Condoleezza Rice'a ABD Başkanı Bush tarafından atılmış bir kemiktir.

Eğer bir sonuç çıkmazsa ne olur? Fetih liderlerinden biri bana 'boşluk olmaz, eğer Devlet Başkanı Abbas'ın çabaları ürün vermezse başka bir patlama olacak, tıpkı Camp David'in başarısızlığından sonra olan intifada gibiî dedi. Fetih aktivistleri silahlarını verdikten ve şiddete tövbe ettikten sonra bu nasıl mümkün olabilir? 'Yeni nesil ortaya çıkacak. Daha önce olduğu gibi bir yaş grubu yoruluyor ve yerleri bir sonrakiler tarafından dolduruluyorî dedi görüştüğüm kişi.

Eğer işgal sona ermezse ve bir barış, bu jenerasyonun üyelerinin üniversitelere, ailelere iş ve çalışma yaşamına yönelmeyi olanaklı kılacak bir barış olmazsa, yeni bir intifada kesinlikle ortaya çıkacak. Barışa ulaşmak için, İsraillilerin geri çekilmek için konsensusa ihtiyacı olduğa kadar, Filistinlilerin de ulusal birliğe ihtiyacı var. Filistinliler arasında birlik umudunu sembolize eden birisi şimdi Hasharon cezaevinde bulunuyor.

Uri Avnery
İsrailli yazar ve aktivist. İsrail barış hareketi Gush Shalom lideri.

Çeviren: Güneş Ünsal