|
-Ekonomide doğal mahşer-Düşünüldüğünden daha çabuk olabilir. (RandolphT.Holhut*-Özgür Üniversite) Başkan Bush’un ikinci dönemi çok sayıda soruna gebe. Bunlardan belki de en önemlisi, Amerikan ekonomisinin gerçek durumu olacak. Tamamen boş olsa da iyimserlik ortamında olmamıza rağmen, Bush yönetiminden Amerikan ekonomisinin gerçek durumuna ilişkin rahatsız edici bazı haberler almaya başladık. İktisatçılar, Birleşik Devletlerin gelecekte ne olabileceğini tanımlamak için “erime”, “mahşer”, “muz cumhuriyeti” gibi sözcükleri kullanmaya başladılar. Durum ne kadar kötü? Morgan Stanley’in baş ekonomisti Stephen Roach, geçenlerde Boston’da New England’ın finans menajerlerine basına kapalı bir brifing verdi. The Boston Herald gazetesi Roach’ın konuşmasını ele geçirdi, söyledikleri tüyler ürperticiydi. Roach şunları söylüyordu: ABD’nin tam bir finansal çöküşten kaçış şansı onda birdir; yeni bir resesyon tarafından sarsılması olasılığı onda üçtür; ve onda altı olasılıkla “bir süre için her şeye rağmen gemiyi yüzdürmeye devam edecek ve kaçınılmaz mahşeri erteleyeceğiz”. Amerika rekor bir dış ticaret açığına sahip. (Ticaret Bakanlığına göre bu açık 2003’te 549 milyar dolardı. Sadece Çin’le olan dış ticaret açığı 124 milyar dolar.) İhraç ettiğimiz maldan çok daha fazlasını ithal ediyoruz ve hesaplandığında 2004 verileri daha da kötü olacak. ABD bu açığı kapatmak için yabancı kaynaklardan yılda 550 milyar dolar borç alıyor. Federal hükümet mevcut federal bütçeyi 500 milyar dolar açıkla kapatarak rekor bir açığa koşuyor. Dolar diğer ülke paraları karşısında düşüyor, düşüyor, düşüyor. Böylece ulus için gerekli olan ithal mallar gittikçe daha pahalı hale geliyor. Roach, ticaret açığı yükselmeye devam ettikçe doların değeri düşmeye devam edecek ve yabancı yatırımcılar ABD’ye borç verme eğilimleri azalacaktır diyor. Federal bütçe açığı arttıkça hükümet daha fazla borçlanmak zorunda kalacak, bu da enflasyonu körükleyecektir. Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, faiz oranlarını arzu ettiğinden daha fazla ve daha hızlı artırmak zorunda kalacaktır. Faizler artınca aşırı ipotek (mortgage) ve borç altındaki hane halkı finansal duvara çarpacaktır. İcralar artacak, tüketici harcamaları düşecektir. Federal açık arttıkça işsizlik yükselecektir. Roach, ABD hane halkının toplam borcunun yirmi yıl önce ülke ekonomisinin (GSYİH) yarısına eşit olduğunu söylüyor. Bugün bu oran %85’tir. Amerikalıların, harcanabilir gelirin rekor seviyedeki bir oranını borç ödemesi için harcadığı günümüzde, eğer faiz oranları artarsa bir iflas dalgası kaçınılmaz gibi görünüyor. Newyork Times köşe yazarlarından Princeton iktisatçısı Paul Krugman, geçenlerde Reuter’e verdiği bir mülakatta, bugünkü Amerikan ekonomisinin 1990’lardaki Arjantin ekonomisine benzediğini söyledi. Krugman, vergi indirimi ve sosyal güvenlikte özelleştirme politikalarının –bunlar, Başkan Bush’un ikinci dönem ekonomik programının iki merkezi parçasını oluşturuyor- Arjantin’in borçlarını ödenemeyecek seviyeye çıkarttığını, ülkeyi 2001’de tahminen 100 milyar dolarlık dış borcu ödeyemeyecek duruma ittiğini belirtti. Bu, modern ekonomi tarihinde ödenemeyen en büyük dış borçtu. Doların değerinin düşmesi ile ticaret ve bütçe açıklarının roket gibi büyümesinin kombinasyonu ülkemiz için destansı büyüklükteki bir finansal çöküşü hazırlıyor. Bu çöküş, büyük olasılıkla Başkan Bush’un ekonomik politikalarıyla birlikte yaşanacak. Krugman, Bush yönetimini şöyle tanımlıyor: “ Hiçbir kuralın geçerli olduğuna inanmayan bir grup insan. Onlar tamamen sorumsuz.” Amerikan ekonomisini Arjantin’e benzeten Krugman, kimse tarafından itiraf edilmek istenmese bile “bir muz cumhuriyeti haline geldik” diyor. Krugman’ın söylediği tek hoş şey, gerçekleşecek ekonomik çöküşün ardından “yaşananlara karşı bir noktada dev bir popüler dalga yükseleceğini” tahmin etmesi. “Aynı zamanda davula vurmaya ve doğruları anlatmaya devam etmeliyiz”. Anlatılmak zorunda olan ve Amerikalıların anlamak zorunda olduğu gerçek şudur: ABD bütünüyle sürdürülemez bir ekonomik yoldadır. Refahımız tamamen ucuz petrole bağlıdır. Ama şimdi petrolün ortalama varil fiyatı 50 dolardır ve uzmanlar, artan küresel talep ve azalan kaynakların yarattığı etkiyle gelecek on yılda petrol fiyatlarının daha yüksek olacağına inanıyorlar. Ucuz petrole sahip olmanın anlamı, bugünlerdeki öncelikli işi Ortadoğu petrolleri için bekçilik yapmak olan bir orduya yüzlerce milyar dolar harcamaktır. Başkan Bush’un vergi indirimindeki kararlılığı nedeniyle petrole bekçilik yapmak için gerekli para tükenmektedir. “Teröre karşı savaş”, Amerika’nın savaşı finanse etmek için vergilerin artırılmadığı ilk savaşıdır. Başkan Bush 2001’de koltuğa ilk oturduğunda Kongre Bütçe Ofisi, 2010 yılına kadar 5.6 trilyon dolarlık birikimli bütçe fazlası olacağını tahmin ediyordu. Bunun üzerinden çok sular aktı. Kongre Bütçe Ofisi şimdi 2010 yılına kadar en az 3 trilyon dolar bütçe açığı tahmini yapıyor. Başkan Bush yeniden seçilmesini garanti etmek için bu en kötü ekonomik problemleri gözlerden uzak tutmayı başardı. Ancak önümüzdeki dört yılda bu şansa sahip olmayacak. Eğer yabancı yatırımcılar, ABD’nin ekonomik olarak, borçları gelirlerinden daha hızlı büyüyen istikrarsız bir muz cumhuriyeti olduğunu görürlerse borç para vermeye devam etmeyeceklerdir. İşte o zaman faturanın ödeme zamanı gelmiş olacaktır. Ve ondan sonra aşırı kötü şeyler yaşanabilecektir. Çev: Sertu Çiçek * Randolph T. Holhut, The American Reporter muhabiri, New England’da 20 yılı aşkın zamandır gazetecilik yapmaktadır. Bu yazı, The American Reporter, 9 Aralık 2004, Vol 10, No: 2534’den çevrilmiştir.
|