|
-Che yaşıyor olsaydı,savaşıyor olurdu.(G.Garcia Alifano) Ernesto Che Guevara’nın 80. doğum gününde, “Motosiklet Günlükleri”ne konu olan yolculuğu birlikte yaptıkları arkadaşı ve hayal yoldaşı doktor Alberto Granado ile söyleşi
Alberto Granado, ‘61 yılından beri Küba’da yaşıyor, ancak hiç bir şey ona kökenlerini unutturmamış. “En büyük gururum Arjantinli olmaktır. Onca yıl dışarıda yaşamama rağmen, ulusal kimliğimi koruyorum, çünkü Arjantin, ahlaki ve bilimsel açıdan eğitildiğim yerdir.”
Nostaljiye kaçmadan, ama bütün ikna gücüyle bize şöyle diyor: “Ülkemde mülksüzler lehine mücadeleye güç ve itilim katmış olmayı isterdim, ama şartlar Küba’da var oldu ve buradayım. Ancak, burada da, bu fikre aynı desteği sunuyorum, bu yüzden Arjantin halkına daha iyisi için mücadeleye devam etmesini söylemek istiyorum. Son zamanlarda, gençliğin -daha önce ilgilenmediklerini gözlemlediğim- konulara katılımında niteliksel bir sıçrama gördüm. Bunun nedeninin, başka çıkış yollarının var olduğunu görmeleri olduğunu düşünüyorum: Venezuela, Ekvator ve Bolivya’daki zafer, tüm sol insanlara cesaret verdi. Şimdi önemli olan mücadele etmek, direnmek ve gençlere, geleceğin insanları olduklarını hatırlatmaktır; ve geri kalanlara, bizlere, anılarımızı anlatmak düşer. Şimdi mücadeleyi gençler geliştirmeli ve kurtuluşa giden yolun sosyalizmden geçtiğini hatırlamalıdırlar. Sosyalizm için mücadele etmezsek, kaybederiz.”
Bir devrimcinin el kitabı
İyi bir devrimcinin nasıl olduğunu ya da nasıl olunacağını belirlemek kolay iş değil. Yine de, Granado bize, iyi devrimcilerin ortak özelliğinin, onlarca yıl önce sahip oldukları düşünceyi bugün de aynen korumak olduğunu söylüyor. Açıktır ki, Che gibi bir yol arkadaşına sahip olmanın, hayatında özel bir anlamı oldu ve bu nedenle bize şunu söylüyor: “Bu dostluk olmadan, denebilir ki, şimdiki Alberto Granado olmazdım. Ernesto’yla dostluğum, yolculuk ve Küba Devrimi, hayatımda gerçekten önemli olan şeyin fiilen oluştuğu üç temel direktir. Bu dostluk olmadan o yolculuğu yapmazdım; yolculuk olmadan, yaşam anlayışıma sahip olmazdım; ve Küba Devrimi olmadan, sahip olduğum düşleri gerçek kılamazdım.”
Alberto Granado, arkadaşını hatırladığında gözleri gururla doluyor. Komutan Guevara şahsiyetini her türlü mistizm elbisesinden soyundurmak için, o döneme dair anlatımlarıyla onu bizim gerçekliğimize yaklaştırıyor. Bunu en fazla hatırlatan anekdotlardan biri şu: “Bir gece soğuktan donan bir Şilili madenci çiftle birlikteydik ve üstlerini örtecek hiç bir şeyleri yoktu. O zaman Ernesto ve ben, birbirimizle konuşmaksızın ve anlaşmaksızın, üstümüzü örttüğümüz battaniyelerden birazını aldık ve onlara hediye ettik. Büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki çok üşüdük, ama 'ben'i 'biz'e feda edebilmiştik.”
İstediğimiz sosyalizm
Alberto Granada, Che’nin bize bıraktığı en büyük vasiyetin devrimin kendisi olduğunu söylemekten yorulmuyor. “Elbette Fidel gibi çok iyi bir lidere ve böyle çok iyi bir halka sahip olabiliriz; ama bir devrim fikri olmaksızın her şey bulanık bir suda kalabilirdi.” Ve bizi, söylemekten daha iyi olan şeyin yapmak olduğu fikrine alıştıran, Che ve onun kuşağıdır. Mücadele ve emek örneğiyle bize sosyalizmin yolunu açtı ve Granado’lar bugün bize öğretiyor ki, bunu şöyle gördü: “Sadece maddi varlıkların değil, etik ve ahlaki varlıkların da iyileştiği bir sosyalizm.”
“Şundan çok memnunuz ki, o zaman Latin Amerika’da imkansız olduğunu düşündüğümüz şeylerin çoğu bugün somutlaşıyor. Biz o zaman hayal meyal hissediyorduk; ama bu kadar erken göreceğimizi sanmıyorduk –en azından ben. Mesela, diğer şeylerin arasında, bir Kızılderilinin devlet başkanı olacağı, Chavez’in bir tarım reformu yapabileceği ve petrolü devletleştirebileceği; bunlar bize Latin Amerika’da büyük ilerlemelerin olduğunu düşündürüyor. Bizi buna götürecek tüm projeleri desteklememiz gerektiğini düşünüyorum, ama düşmanın kim olduğunu da gözden kaybetmemeliyiz. Düşman kapitalizmdir, emperyalizmdir ve bu yüzden de gerçek düşmana karşı mücadelede sahip olduğumuz her şeyi birleştirmek zorundayız.”
Ernesto Guevara’yı çok iyi tanıyan Alberto Granado, hiç tereddüt etmeksizin şunu temin ediyor: “Che yaşıyor olsaydı, savaşıyor olurdu. Afrika’da olurdu ya da Latin Amerika’yı birleştirmeye çalışıyor olurdu. Olmayacağına garanti verebileceğim tek şey, pasif kalmasıdır.” Böylece, yeniden bu söylem ve eylem tarzına uymak için ve mevcut konjonktürde, bizi Che’nin doğumunun 80. yıldönümü kutlamalarına katılmaya davet ediyor.
Kaynak:www.atilim.org
|