BATI TRAKYA-ATILIM

    Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.....

-Gözyaşından kahkahaya , Kahkahadan gözyaşına(Agos)
AGOS’un önünde başlayıp, İstanbul’u neredeyse boydan boya katedip Meryem Ana Patriklik Kilisesi’nde süren ve Silivrikapı Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda noktalanan Hrant Dink’i uğurlama töreninde kimi göz yaşartan, kimi o günün acısı içinde bile kahkahalar attıran bir dizi irili ufaklı olay, olaycık yaşandı. İşte onlardan bir demet.
AGOS’un önünde başlayıp, İstanbul’u neredeyse boydan boya katedip Meryem Ana Patriklik Kilisesi’nde süren ve Silivrikapı Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda noktalanan Hrant Dink’i uğurlama töreninde kimi göz yaşartan, kimi o günün acısı içinde bile kahkahalar attıran bir dizi irili ufaklı olay, olaycık yaşandı. İşte onlardan bir demet.

AGOS’un önündeki tören için kalabalık toplanmaya başladığında polis barikatına takılan gencecik, pek alımlı ve anlaşılan pek akıllı bir genç kız önünü kesen komiseri olanca ciddiyetiyle uyardı:
- Ben içeri giremezsem bu tören başlayamaz.
Komiser ikna olmadı ve sordu:
- Neden ?
Genç kız duraksamadan yanıtladı:
- Çünkü ben Hrant Dink’im...
Komiser boş bulundu. Önce “Haa o zaman buyur geç” dedi. Ardından anlaşılan kafası karışmış, ensesini kaşıyıp yanındaki polis memuruna döndü:
- Bir dakkaa yav... Hrant Dink erkek değil miydi?
Ancak alımlı genç kız çoktan kalabalığa karışmıştı.
* * *
Yürüyüş kolunun düzeninden sorumlu olanlar toplanmış, tören günü alacakları önlemleri tartışıyorlardı. Zaman planlamasındaki bazı zorluklar konuşulurken Türklerden biri sordu:
- Yahu, konuşsak da cenazeyi ikindi namazında kaldırsalar daha iyi olmaz mı ?
* * *
Cenaze arabası Unkapanı Köprüsü’nden geçerken, sıra sıra dizilip balık tutanlar, oltalarını parmaklıklara iliştirip cenaze arabasına döndüler ve alkışlamaya başladılar. Göz ucuyla arkaya bakan bir balıkçı, arkadaşını uyardı:
- Senin oltaya balık vurdu lan...
Öteki, alkışa ara vermeden omuz silkti:
- Bırak şimdi balığı, vazifemizi yapalım oğlum...
* * *
Kumkapı Meryem Ana Kilisesi önünde görevli polisleri, amirleri bir noktaya takviye olarak yollamaya çalışıyordu. Polislerden biri arkadaşlarına seslendi:
- Gelin lan şurda toplanalım. Burada cemaat-ı müslimin de vardı desinler...
* * *
Alman televizyonu, Tarlabaşı Caddesi üstünde, yürüyüş kolunda yer almış yurttaşlarla kısa söyleşiler yapıyordu. Boynunda haçı ve matem giysisi ile Ermeni olduğu yüzünden bile okunan birine sordular:
- Siz Ermenisiniz değil mi?
Adam bir an düşündü ve yanıtladı:
- Evet. Ama bir günlüğüne Türk olmaya karar verdim...
TV görevlisi şaşırdı:
- Neden ?
- Bugün, bu kadar Türk, Ermeni olmayı becerip bizimle kucaklaştıysa bana da Türk olmak düşmez mi?