BATI TRAKYA-ATILIM

    Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.....

--2007’de sosyal hareketler.(Raúl Zibechi)
 Özerkliği sağlamak, inisiyatifi tekrar ele almak
Raúl Zibechi * Güney Amerika’da sosyal hareketler, daha önce karşılaşmadıkları bir manzarayla yüz yüze geldiler: Kıtadaki hükümetlerin büyük kısmı kendisini ilerici veya solcu olarak tanımlıyor. Bu durum, sözü edilen toplumsal hareketlerin katkısıyla şekillenmiş olup; bu hareketlerin, hükümetlerin toplumsal meşruiyetini artırdığı ya da sona erdirdiği gerçeğine işaret etmektedir.

Gerçekten de, on Güney Amerika ülkesinin yedisi, sosyal hareketlerle yakınlığını ilan eden hükümetlere sahip. Bu yeni durum, sosyal hareketlerin önceden olduğu gibi çalışmaya devam etmelerini önleyici etkide bulunuyor. Bu mesele genel çerçevede ele alındığında, önceki dönemden farklı iki nokta göze çarpmaktadır: Bir yandan, neoliberal programı uygulayan hükümetlerle toplumsal muhalefet hareketleri arasındaki çatışma, önem önceliğini yitirmiştir. Yeni hükümetlerle eski sağın arasında giderek büyüyen kutuplaşmanın, şimdi yeni mesele ve sloganlarla farklı bir içerik kazanması, toplumsal hareketlerin eski önceliklerini yerinden etmektedir.

Venezuela ve Bolivya’da sağ, nüfusun önemli bölümünü harekete geçirme kabiliyetine sahip; ve Bolivya’da toplumu biraraya getirmek için mükemmel bir ‘oyun alanı’ olarak iş gören özerklik önerileri dillendirilmektedir. Buna benzeyen bir durum da, 15 Ocak’ta Ekvador’da Rafael Correa’nın göreve başlamasıyla meydana geldi. Arjantin’de sağ, insan hakları sorunları meselesinde ilerlemenin önünü kesmek amacıyla yeniden organize oldu ve Nestor Kirchner’in uyguladığı politikalara karşı tarım sektöründe önemli bir grev örgütledi. Brezilya’da, sağın seçim seferberliğinin temel gerekçesi/sloganı rüşvetti.

Politik alanda gözlenen bu yenilik, sağın, orta sınıf katmanlarını biraraya getirebilmesi ve bazen de sokakları kendisinin yüz binlerce sempatizanıyla doldurabilmesi olarak ifade edilebilir. Bu koşullarda, sadece sosyal hareketlerin kendisi ve talepleri değişmiyor; bununla beraber bu hareketler, her konuda desteklemedikleri ve ancak kısmen anlaştıkları hükümetleri desteklemek için gösteriler yapmak durumunda kalıyor.

Diğer taraftan, ilerici ve sol hükümetlerin oluşturduğu güçler ile muhalif hareketlerin toplumsal tabanını oluşturan halk kitleleri arasında yeni bir ilişkileniş beliriyor. Bu karmaşık ilişkiler, yoksulluğa dönük eski politikalar temelinde, kıtanın hemen her yerinde geliştiriliyor. Genel olarak, kıtada uygulanan iki ‘model’den söz etmek mümkün.

Ekvador’da (ve belli ölçüde Bolivya'da) uygulanmakta olan model, merkezine “sosyal örgütleri güçlendirmeyi” almış görünüyor. Bu modelde sosyal örgütler, kendi refah programlarını oluşturmak ve uygulamakla görevlendiriliyor. Ekvador'da bu model, 1990'ların ortasında Ekvador’un Kızılderili ve Siyah Halkı İçin Kalkınma Projesi'nin (PRODEPINE) açıklanmasıyla yürürlüğe kondu. Bu programlar, sosyal hareketlere derinden zarar verdi. Ekvador'da bu programlar, Ekvador’un Yerli Halkları Konfederasyonu (CONAIE) içerisinde bir bölünmeyi tetikledi ve bu örgütü ciddi oranda zayıflattı.

Brezilya, Arjantin ve Uruguay’da ilerici hükümetler tarafından uygulanan yoksulluk politikaları, daha önce uygulanan programlara göre niteliksel olarak öne çıkmaktalar; bu politikaların hepsi, daha önce sözü geçen Ekvador’da da olduğu gibi, Dünya Bankası tarafından finanse edilmekte ve desteklenmektedir. Artık “tüm nüfusa odaklı” politikalardan söz edemiyoruz; Brezilya’da halkın %25’ini kapsayan yoksulluk politikaları, Arjantin ve Uruguay’da halkın %10’u ile %20’si arasında bir bölümünü içeriyor. Gerçekten de, devlet ve halk kitleleri arasındaki ilişkilerin refah devleti sürecinde gelişen ilişkilenişten farklı olarak biçimlenişine tanıklık ediyoruz.

Sonuç olarak, bu politikalar, örgütlü yoksulların hareket kabiliyetini etkilemekte ve hareketlerin neoliberalizmin zor/çetin koşullarında kazandıkları özerkliklerinin sorgulanmasına zemin hazırlamaktadır. Bu güçten düşmenin temelindeki iki gerçekten söz edilebilir: Yapılan sosyal yardımlar, 'sosyal' bakanlıklar ile örgütsüz yoksul kitleler arasında bir yandaşlık ilişkisi, dikey bir ilişki ortaya çıkarmakta ve bu örgütsüz kitleler artık harekete geçmeye daha az meyilli olmaktalar. Buna paralel olarak, hareket liderlerinin büyük kısmı, ilerici hükümetlerin düşük kademelerinde iş sahibi olmakta, örgütlerinden uzaklaşmakta, hatta bu örgütleri çalıştıkları hükümete bağlamaya çalışmaktadırlar.

Bu toplumsal panoramayla karşılaştıktan sonra, şimdiye kadar üretilen çözümleri tekrarlamakta ısrar etmenin faydası kalmadı. Değişimleri farketmek, hali hazırdaki güçsüzlük durumundan çıkmaya dönük ilk adım olacaktır. Kültürel, politik ve maddi özerkliği güçlendirmekte ısrar etmek, önümüzde duran güçlüklere karşı durabilmek için gerekli gözüküyor. Bizim kıtamızda, Zapatistalar ve onlarla birlikte Brezilya’nın Topraksızları, en net analizi geliştirdiler. Seçimlerin ikinci kısmında sağın kazanmasını engellemek için Lula’yı desteklemekte tereddüt etmediler. Ama şimdilerde aşağıdan gelecek bir basınç olmadan Lula’nın toprak reformu için parmağını oynatmayacağını bilerek yeni bir propaganda ve seferberlik kampanyasına başladılar. Gerekli olmasına rağmen, sokaklara geri dönmek, tüm problemleri çözemez. Topraksız İşçiler Hareketi'nin (MST) koordinatörü Joao Pedro Stedile, bu yeni hükümetlerin oluşmasıyla ortaya çıkan yeni gerçekliklerin analiz edilmesi ve anlaşılmasının gerekliliğine vurgu yapıyor.

Son olarak, örgütlü kesimlerle örgütsüz kitleler arasında aşağıdan doğru kurulacak yeni bir ilişkilenişin vazgeçilmez olduğu görülüyor. Bu sağlanmadan, inisiyatifi tekrar ele almak mümkün gözükmüyor. Fakat, bunu tam olarak nasıl, kiminle ve nerede yapabileceğimizi hala bilmiyoruz. Herşey bize büyük şehirlerin etrafındaki yoksul kuşağın, gelecekteki ayaklanmaların mekanı olacağını gösteriyor. Topraksızlar [Hareketi], yoksul siyah gençliğe, hip-hop hareketine dayanıyor. Buenos Aires’de, grevlerle harekete geçen gençlik, underground müzikten etkilenen yoksul gençlik ile Paraguaylı ve Bolivyalı göçmenler arasında yeni ilişkilerin belirdiğine dair işaretler var. Bu durumda, ilerici güçler tarafından bile tukaka ilan edilen bu bölgelerde, yeni toplumsal hareketleri besleyebilecek bir potansiyelden söz etmek mümkün gözüküyor.

* Uruguaylı gazeteci, “La Brecha” (Yarık) adlı haftalık gazetenin editörü, sosyal hareketler üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. Yazıyı zmag.org'dan çevirdik.
Kaynak:www.atilim.org